NESLİ'NİN KONULARI

31 Aralık 2014 Çarşamba

İyi yıllar herkese :)


Geriye dönüp baktığımda; hiçbir yılın bitmesini bu kadar çok istediğimi hatırlamıyorum... 2014 yılı pek de facebook'un dediği gibi "harika bir yıldı parçası olduğun için teşekkürler" modunda geçmedi benim için... Kötü haberler, üzüntüler, kayıplar; bunun yanında mucizeler, kabul olan dualar ve güzel haberler de vardı elbette...

Tüm kötü haberleri geride bırakmış olmayı dileyerek; sevdiklerimizle birlikte sağlıklı, mutlu, huzurlu geçireceğimiz bir 2015 diliyorum hepimize...

Kötü günler geçip gidiyor, elde kalan ise bu zor günlerinizde yanınızda olan, sizi rahatlatan, hayatınızı kolaylaştıran  aileniz,akrabalarınız ve dostlarınız oluyor...Yaşadığınız her iyi ve kötü olay; ilişkiler için bir sınav aslında...Günlük hayatta herkes yanınızda zaten... Sohbet, muhabbet iyi gidiyor.... Önemli olan en zor gününüzde de ve ilginç ama  en mutlu gününüzde de yanınızdalar mı? Duygularınızı paylaşabiliyorlar mı? Sizin için üzülüp, yine sizin için sevinebiliyorlar mı?  Yoksa sessizce uzaklaşıyorlar mı?? :)

2014 yılını;

İsmimi babamla birlikte bulan ve bana çocukluğumda Barış Manço'nun "Neslihan'dan Aslıhan'a"  şarkısını uduyla çalan, çok çok sevdiğim ve hiç unutmayacağım 2014 yılında kaybettiğimiz sevgili "Cahit Abi'yle"; 

Tanıdığım en çalışkan ve en mütevazi olan insanlardan; sevgili dostum Aysel'in babası Halil Amca'yla


Sonrasında  İstanbul'da kebap ve baklava yiyemediğimiz ve bir türlü yazamadığım Gaziantep gezimizle,

Aysel ve Erdem'in müthiş misafirperverliği ile, 

Demir'in ilk kez tek başına  şehir dışına çıktığı Ankara/ Anıtkabir gezisiyle,

Almanya ile ilgili önyargılarımı yıkan ve yine hala yazamadığım Frankfurt gezimizle,

Kayınvalidem ve kayınpederimin 40. evlilik yıldönümleriyle,

Hatırlamak istiyorum, geri kalan herşey silinsin gitsin; bir daha yaşanmasın... 

Ne hastalıklar, felaketler olmasın... 


2015 Yılının Sonunda ise: 

Anne ve babamın 40.evlilik yıldönümlerini;

Demir'in  ilkokul mezuniyetini;

İbrahim'in 40 yaş partisini;

Ailemize yeni katılacak olan minik "Eylül'ü"

Yapacağım bir sürü pastayı

Keyifli gezileri

Yemek Tariflerini

Aile ve dostlarla geçecek güzel akşam yemeklerini,

Konuşuyor olmayı diliyorum....

Geçenlerde bir yerde okuduğum ve hem hoşuma giden hem de insanı hüzünlendiren bir yeni yıl dileğini paylaşmak istiyorum...
2015 senden hiçbir şey istemiyorum, sevdiklerimi alma yeter!

Ben "sevdiklerimi alma" kısmına yürekten katılsam da 2015'ten bir sürü beklentim var...

Annemin güzel yemeklerinden bu sene çok çok yemeyi, 
Demir'le daha çok vakit geçirmeyi,
Daha çok blog yazısı yazmayı,
Daha çok pasta yapmayı,
Daha çok süpriz yapmayı,
Daha çok hediye vermeyi,
İbrahim'le birlikte daha çok plan yapmayı, 
Daha az üzülüp, daha çok sevinmeyi,
Sevdiğim herkesle daha çok görüşmeyi
Daha güzel yemekler yapmayı
Daha çok paylaşmayı
Daha çok gülmeyi
Daha çok misafirimin gelmesini
İlginç şeyler keşfetmeyi
Daha çok kitap okumayı
Cep telefonunu elime daha az almayı
Değiştiremediğim şeylere daha az üzülmeyi
Tüm bahaneleri bir kenara bırakmayı,
ve
MUTLU OLMAYI
 DİLİYORUM


Bir de tüm dünya için, ülkem için, tüm insanlar, özellikle tüm çocuklar için, tüm hayvanlar ve tüm bitkiler için


Yaşama hakkı, saygı, sevgi, huzur, anlayış, hoşgörü, birlik, beraberlik, yardım, hava, toprak, yiyecek ve su diliyorum... 


Ne çok şey istedim değil mi :)


26 Aralık 2014 Cuma

Yeni yılda yeni keşifler için kendinize bir hediye verin!

Haberleri takip etmek için kullanılabilecek en iyi uygulama Hürriyet E-gazete olsa gerek. Hem basılı gazete okuma keyfini yaşarken, hem de güncel haberlere ulaşabilme imkanı sunuyor. Uygulamanın son güncellemeleri ile de; hava durumuna, burcuma, finans haberlerine ve sinema rehberine ulaşabiliyorum. Hürriyet E-Gazete'nin en güzel yanı da (sona sakladım) bir sonraki günün haberlerini 00:00'da alınıyor olması. 

Şimdi de sizi Hürriyet E-gazete'nin yılbaşı paketi ile tanıştırmak istiyorum. Bu pakette Hürriyet E-Gazete'nin yanı sıra, Elle ve Atlas dergilerinin dijital kopyası var :) 

Haberleri ve gündemi hem gazete okuma keyfini yaşayarak takip etmek isteyenler, hem de ben gazetemi okurken bir yandan da falıma da bakarım, filmlerden de haberim olur diyenler yılbaşı paketini kaçırmasın derim! Hem de kısa bir süre için sunulan bu paketi alıp, gazete keyfini sürerken modayı Elle ile takip de edebilir, Atlas okuyarak da farklı keşifler yaşayabilirsiniz. 

Yeni yılda sevdiklerine sevdiğin şeyleri hediye etmek de adettendir. Siz de arkadaşlarınıza ve gazetesiz olmaz diyen aile üyelerinize 6 aylık veya 1 yıllık versiyonları olan Hürriyet E-Gazete paketlerinden birini hediye edebilirsiniz. Her gün kullandıkça sizi hatırlasınlar:)

Daha ayrıntılı bilgi almak için sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

12 Kasım 2014 Çarşamba

Paris Mutfağı


​Paris gezimiz, kültür gezisi değil, bu evliliklerinin 10. yılını kutlayan bir çiftin Paris sokaklarında dolaşma, Paris'in havasını soluma ve Paris lezzetlerini tatma gezisi oldu... Bir daha gitmek için sebep olsun :)) 

Paris'i gördükten sonra kendimize New york mu Paris mi sorusunu sorduk !! Ayırmak istemiyorum. İkisini de çok sevdim... Buket Uzuner  "New York Günlüğü'nde"  Paris'i aristokrat, dikkafalı, ateşli ve kontrollü, biraz Avrupalı biraz Akdenizli, klasik erdemlere sahip eski bir eşe benzetirken; New York'u genç, şımarık, jilet gibi keskin, kendini yenilemeyi bilen, biraz Akdeniz'li, biraz Latin, çokça Anglosakson, dünya kültürlerinin iyi kahvesinden, iyi yemeğinden anlayan ama köylülük ve aristokratlık kavramlarıyla tanışmamış, bir kere aşık olundu mu asla unutulmayacak güçlü bir aşık , romantik bir sevgili olarak tanımlıyor ve ikisinden de vazgeçemeyeceğini ifade ediyor...

Paris gezisi öncesi, Paris ile ilgili bloglardan, arkadaşlarımdan, kitaplardan bir sürü notlar aldım...Bu notların çoğu tahmin edeceğiniz gibi yeme-içme üzerine kuruluydu. Aklımda kalan şeyler olsa da listemin ilk sıralarındakileri gerçekleştirdim... Paris'e gitmeyi düşünenlere  belki fikir verir diye ayrıntılı paylaşıyorum Paris lezzetlerini...

IMG_5148

Otele yerleştiğimiz gün, kendimizi dışarı attığımızda  hava kararmak üzereydi. İlk gözüme çarpan yer  Maille hardallarının dükkanı oldu. Ballı hardalını çok sevdiğim Maille'nin dükkanını gezme fırsatım olmadı malesef...

blog_paris6


Paris'te görmek için sabırsızlandığım yerleren biri ilk gün otelimizin yakınlarında karşıma çıktı... Laduree... İstanbul'da da şubeleri olan makaronlarıyla ünlü pastane. İstanbul'da yemedim ama Paris'teki çok lezzetliydi. Pastane muhteşem görünüyor. Makaronlar dışında da bir sürü güzel tatlı var içeride. Biz yemek yemeğe  gittiğimiz halde dayanamadık ve birkaç çeşit makaron aldık yolda giderken yemek için...


resturant


İlk akşam Tripadvisor'dan bulduğum "Le Relais de l'entracote" ye gittik... Yağmurlu bir akşamda,  oldukça uzun bir süre sırada bekledik.  Burası dana etinden yapılan antrikotu ile meşhur bir yer.  Mönü de tek çeşit  yemek  var, size sadece antrikotunuzun nasıl pişmiş olmasını istediğinizi soruyorlar. İnanılmaz dolu bir yer. Tüm garsonlar koşturuyor etrafta. Serviste bir gecikme olmuyor... Garsonlar güleryüzlü ve sıcaklar...


Le Relais de l’Entrecôte walnut green salad
Yemekten önce salata geliyor.


DSCN4412


Salatadan  sonra  etlerimiz geldi... Ette olağanüstü bir tat bulamadık ancak sos muhteşemdi... İçinde ançuez olduğunu düşündüğüm yeşil sos patateslere de cok yakışmıştı. Soslarla arası çok iyi olmayan Demir bile bayıldı, unutamıyor...


IMG_5177


Ertesi gün ilk olarak kahvaltı için turistlerin uğrak mekanı olan Cafe de  Flore'ye gittik ve güne espresso & kruvasan ikilisiyle başladık... Kruvasanlarını çok beğendim...


IMG_5180

IMG_5179


blog_paris1

blog_paris2
Paris'te bir akşamımızı yine Tripasvisor'dan bulduğum bir restoranta ayırdık. Yorumlar çok iyiydi ve puanı da çok yüksekti. İnternet sayfalarından yerimizi ayırttık. Metro ile restoranın bulunduğu semte gittik. Konut alanlarının içinde, küçük bir restoran. İnternetteki fotoğraflardan restoranın ortaklarından olduğunu bildiğim   güler yüzlü, genç  biri karşıladı bizi. Toplam 7 masa vardı yanlış hatırlamıyorsam. Çok sıcak, samimi bir yer. Her masa farklı ülkelerden gelenlerle doluydu... Yemek olarak tek tek sipariş verebileceğiniz gibi mönü de seçebiliyorsunuz. Mönüde, başlangıç , ana yemek ve tatlı seçiyorsunuz. Burası için söylenen en önemli şey ördek ciğerinin denenmesi gerektiğiydi. Ben her ne kadar yemek yapmayı ve yemeği sevsem de herşeyin tadına bakamam. Özellikle de sakatatlar konusunda hiç de cesur değilimdir ama Fransa'nın ördek ciğeri hakkında o kadar çok yorum okudum ki denemeye karar verdim. Başlangıç olarak  ördek ciğerini (foie gras) denedim. Yanında getirdikleri tatlımsı sosla birlikte çok lezzetli bir tadı vardı. Krema gibi ağzınızda eriyor... Gerçekten çok beğendim. Ancak, bu sırada foie gras'ın elde edilmesi için hayvanlara yapılan işkenceden haberim yoktu. Üretiminin Türkiye'de dahil birçok ülkede yasak olduğu, hayvan hakları derneklerinin bu konuda çalışmalar yaptığını duymamıştım. Ördeklerin ciğerlerinin yağlanması ve lezzetlenmesi için hiç durmaksızın zorla beslendiklerini bilmiyordum. Bilseydim denemezdim. Bir daha yemeği de düşünmem...


Yediğim herşey inanılmaz lezzetliydi. Eğer yolunuz Paris'e düşerse kesinlikle tavsiye edeceğim bir yer burası... Fiyatlar Paris için çok uygun (Paris için dediğimi unutmayın!!!) lezzetler ise olağanüstü... Ortamın da  sıcak ve samimi olmasının etkisiyle buradan  çok keyif aldık... Bir daha Paris'e gidecek olursak kesinlikle uğrayacağımız bir yer...



blog_paris

Daha önce de söylediğim gibi bu bizim için kutlama gezisiydi. 10. yılımızı da özel bir yemekle kutlamak istedik. Bunun için Michelin Yıldızlı bir restoranı denedik.Birkaç yer bulduktan sonra Vedat Milor'ün Paris tavsiyelerine baktım ve La Truffiere'yi  seçtik. Burası tek Michelin yıldızlı bir yer.  Vedat Milor'ün tavsiyeleri sayesinde uygun fiyata çok  güzel bir yemek yedik.  Öğlen için hazırlanan mönülerden seçerseniz, akşam yemeğinde bir çeşit başlangıç için belirtilen fiyatı ödeyerek ayrılabiliyorsunuz. Bizim gibi  restoranın lezzetlerini merak edenler için gayet uygun bir seçenek.  Gelen yemeklerin ve tatlıların hepsi  çok çok güzel ve lezzetliydi. Özellikle sunumlar muhteşemdi.



blog_paris3

Fauchon Paris   otelimizin hemen yakınındaydı. Sabahları güzel bir kahve ve yanında kruvasan ile  kahvaltımızı burada yaptık. Burası tam da Paris'e yakışan bir yer. Moda dergilerinin içine girmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Peçetelerden fincanlara kadar hepsi konsepte uygun. Tıklarsanız   ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız... Bu arada Fauchon Paris, İstanbul'da da yeni açılan alışveriş merkezlerinden birinde açılıyormuş.


20131018_120122

Buranın bir bölümü taze ekmek- kruvasan çeşitleriyle doluyken, bir tarafta öğlen için hazırlanan yemekler, salatalar bulunuyor. Ayrıca şarküteri bölümü de var... Ama esas göz alıcı bölümü girişte sizi karşılayan ve tatlılardan oluşan tezgah... Hepsi birbirinden  muhteşem görünüyor. Görünüşleri kadar tatları da öyle mi diye döneceğimiz gün bir deneme yaptık ki gerçekten en az görünüşleri kadar lezzetliler diyebilirim.


blog_paris4
Türkiye'de de çok güzel görünen tatlılar ve pastalarla karşılaşıyorum ama tadına baktığımda genelde ağızda bir yağ tabakası bırakan " daha güzel olduğunu düşünmüştüm" le biten hayal kırıklıkları yaşıyorum. Paris'te yediğim hiçbirşey beni hayal kırıklığına uğratmadı. Bir tatlı bu kadar mı güzel olabilir diye düşündüm her yediğim şeyi...


blog_paris5
Pierre Herme'i,  Cafe Fernando'nun yazılarından öğrendim ve Paris'e gittiğimde elbette ajandamda yazıyordu. Metro istasyonunu bulup, birkaç aktarmayla Pierre Herme'nin bulunduğu semte geldik. Metro istasyonunun hemen yanında olması gerekiyordu. Çevremize epeyce bakındıktan sonra sorarak ünlü yeri bulduk. O kadar sade, o kadar gösterişiz ki anlatamam. İçeri girdiğimizde ekranda hayranlıkla baktığım o tatlıları karşımda buldum... Sınırlı sayıda fotoğraf çekmemize izin verdiler. Seçmek zor olsa da en beğendiklerimizden alıp paket yaptırdık. Metroya binip nehir kenarında oturabileceğimiz bir yer aradık...Biz Demir'le nehir kenarında bir yer bulduk, İbrahim'de kahvelerimizi aldı... Paris'te en keyif aldığımız yerlerden biri oldu...Tatlılardan bahsetmek istemiyorum...Paris'e yolunuz düşerse mutlaka denemelisiniz. Özellikle güllü makaronunu ve frambuazlı kruvasanı...

Makaronu zaten severim ama Paris'tekiler inanılmaz lezzetliydi. Tüm yemek ve tatlılarda olduğu gibi değişik lezzetleri biraraya getirerek yapıyorlar makaronları da. Bir ısırık aldığınızda tek tek saymakta zorlanacağınız ama hepsi tanıdık gelen ve birleşimlerinin muhteşem olduğu tatlar alıyorsunuz damağınızda...Şimdi yediğimiz hiçbir makaronu beğenmiyoruz...

IMG_5567

Demir çok sevdiği krepi bir de Paris sokaklarında denedi...



IMG_5566

Paris,  ömür boyu yaşamayı isteyebileceğim bir şehir.  Mutfağının zenginliği ve lezzetinin yanı sıra, her yerde karşınıza çıkan incelik ve zerafet insanı etkiliyor...Yolumuzun bir daha Paris'e düşeceği günü sabırsızlıkla bekliyorum....


5 Kasım 2014 Çarşamba

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler

1-IMG_7387
Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde kalbur saman içinde çok mutlu yaşayan bir kral ve kraliçe varmış. Bu kral ve kraliçenin günün birinde kar gibi beyaz dünyalar güzeli bir kızları olmuş. Pamuk Prenses adını vermişler minik prensese. Kısa bir süre sonra kraliçe ölmüş ve kral yeni biriyle evlenmiş. Güzelliğine düşkün yeni kraliçe Pamuk Prenses büyüdükçe ve güzelleştikçe O'ndan nefret etmeye başlamış.....
Sihirli aynasına hergün sorduğu
"ayna ayna söyle bana "
"benden  daha güzeli var mı bu dünyada"
sorusuna günün birinde,
" kraliçem siz çok güzelsiniz ama Pamuk Prenses sizden daha güzel"
yanıtını alınca Pamuk Prensesi saraydan göndermiş ve böylece Pamuk Prensesin hikayesi de başlamış....
 1-IMG_7406
Yedi Cüceler, korkunç üvey anne,  sihirli ayna ve zehirli elma...
Klasik ve sevdiğim masallardan biridir Pamuk Prenses... O yüzden pastasını yapmam istendiğinde çok sevindim.. Yeni nesil çizgi film karakterlerinden daha ilginç.

1-IMG_7424
1-IMG_7367
Cücelerimi çok sevdim... Aksırık en sevdiklerimden biri oldu..

1-IMG_7412
Müzisyen Cüce
(malesef ayakkabısı yırtık)

1-IMG_7371
Huysuz

1-IMG_7359
Uykucu
1-IMG_7375
Bilgin, romantik, neşeli....
1-IMG_7363


1-IMG_7383




Ve güzeller güzeli Pamuk Prenses...

1-IMG_7389
Üvey anne...

1-IMG_7360
Zehirli Elma
Burada bir not açmak istiyorum... Bu elma için kardeşimle bir zamanlar iddiaya girmiştik... Bizim izlediğimiz bir versiyonda elma iki renkliydi. Birimiz elmanın yeşil ve kırmızı olduğunu diğerimiz ise sarı ve kırmızı olduğunu iddia ediyorduk... Ancak hiçbir zaman sonuçlanmadı iddiamız çünkü etrafımızdaki hiç kimse elmayı 2 renkli olarak bilmiyordu. Oysa Üvey anne, elmaya zehir kattığında bir tarafı kırmızı bir tarafı da yeşil/sarı kalıyor, kendisi yeşil/sarı bölümünden ısırıyor, O'na birşey olmuyor; Pamuk Prenses'de kırmızı taraftan ısırıyor ve bayılıyordu... Bunu nerede okuduk yada izledik bilmiyorum :) Belki içinizden bizim gibi bilen biri çıkar ve iddiamız yıllar sonra sonuçlanır :))

1-IMG_7423
1-IMG_7421
1-IMG_7400
Pastasını ilkbaharda yaptığım fakat ancak yayınlayabildiğim Gökçe'ye nice mutlu, sağlıklı ve renkli yaşlar diliyorum...
Annesini de hala pamuk Prensesi bilen ve  seven bir çocuk  yetiştirdiği için tebrik ediyorum...

21 Nisan 2014 Pazartesi

Monster High Pastası

IMG_6968
Pasta yapmayı seviyorum ama yeni konseptte pasta yapmayı daha çok seviyorum...Monster High pastasını zevkle  yaptım o yüzden... Pasta yapmaya başlamadan önce  -google sağolsun- ön araştırmalarımı yapıyor ve pastamın eskizlerini hazırlıyorum...Her yeni pastayla yeni birşeyler öğreniyorum...
IMG_6949
Monster High karakterlerini yapacağımı duyanlar "bunlar tam senlik" dediler ki çok haklılar... Karakterleri yaparken, elbiselerini süslerken çok keyif aldım...
Pastayı 7 yaşını dolduran Nil için yaptım. Nil'in sevdiği iki karakteri ekledim pastaya...
IMG_6961
Draculaura
Dracula'nın kızı. 1600 yaşında . Giysilerinden de anlayacağınız gibi pembeyi seviyor. Vejeteryan bir canavar.

IMG_6965

IMG_6969
Monster High, ünlü canavarların çocuklarının gittiği bir lise.  Frankenstein'in kızı , Kurtadam'ın kızı, Medusa'nın oğlu, operadaki Hayalet'in oğulları, Eros'un kızı  okulun öğrencilerinden sadece birkaçı... Kitap serisi olarak başlayan Monster High'ın oyuncakları, çizgi filmleri ve animasyonları da var...
IMG_6962

IMG_6954
Lagoona Blue, Deniz Canavarının kızı. 15 yaşında. En sevdiği renk okyanus mavisi... Akvaryumda bir piranası var. Adı Neptüna. En sevdiği yemek sushi...


İlk fırsatta çizgi filmlerini bulup izlemek istiyorum bu canavarları :)

IMG_6951
 Güzel Nil'in doğumgününü bir kez daha kutluyorum ve beni Monster High ile tanıştırdığı için teşekkür ediyorum.

15 Nisan 2014 Salı

Paris

IMG_5544


Nereden başlasam, nasıl anlatsam düşünüyorum bir süredir. Tek bir yazıyla mı anlatsam, yoksa hemen bitmesin, yazı dizisine mi dönüştürsem ... Bir yerden başlamak lazım dedim ve Paris'i anlatacak ilk fotoğrafla başladım...
Paris, benim ve oğlumun hayali olan şehir... Ben bir stilist olarak Paris'e gitmeyi hayal ediyordum. Demir'in Paris hayali ise 2 yaşında Ratatouille'yi izlerken başladı. Henüz yeni konuştuğu dönemde  dünya resmi çizip "Dünya içi Paris" diyordu...Biz anne&oğul  Paris hayalleri kurunca, evliliğimizin 10. yılını 4 günlük bir Paris gezisiyle  kutlamaya karar verdik. 4 gün, hatta birinin de Disneyland'a gideceği düşünülürse 3 günün bu muhteşem şehir için yeterli olmayacağını bilerek gittik..

IMG_5175

Otelimiz Madeleine Kilisesinin yakınlarındaydı. Havaalanından metro ile otelimize gelip yerleştikten sonra kendimizi dışarı attık ve Paris'in sokaklarına bıraktık...

IMG_5237
Louvre Müzesini dışarıdan gördük. Tabi bunun hiç bir anlamı yok ama bu gezimizde zamanın kısıtlı olması sebebiyle ve oradan oraya koşuşturmamak için kültürel aktivitelerimizi bir sonraki Paris turumuza bıraktık... Bu bir tanışma oldu bizim için, bundan sonra tekrar tekrar gezmek istediğimiz bir şehir Paris...

IMG_5231

IMG_5223
Louvre Müzesinin önünde tarihi yapıya zıt bir şekilde tasarlanan ve mimari açıdan çok tartışılan  cam piramit...  Kişisel fikrim, tarihi yapıları aslına uygun bir şekilde geleceğe aktarırken, yaşanılan dönemin özelliklerini yansıtan yapıların da şehir de yerini alması... Yapılar arasındaki farklılıklar o kadar belirgin ki, tarihi yanıltmak söz konusu değil sonuçta. Ben müzenin tarihi önemini daha çok ortaya çıkarttığını düşünüyorum cam piramitin...
IMG_5211

IMG_5208

IMG_5203

IMG_5201
Müzenin çevresinde  fotoğraflarımızı çektikten sonra, yolumuza devam ettik...
IMG_5247

Louvre'nin hemen yanında yeraltına yapılan bir kültür ve alışveriş merkezi... Hikayesini bilmiyorum ama tartışmalara neden olduğunu düşünüyorum...Yanınızda çocukla dolaşıyorsanız oyuncakçı olma ihtimali olan her yere giriyorsunuz...

IMG_5249
Orada ne aradığını anlamasam da  Uzakdoğulu gelin çok hoştu...

IMG_5299


IMG_5298

Paris'in ünlü alışveriş merkezi Galeries Lafayette... Paris'te Haussmann Bulvarında yer alan Lafayette birkaç farklı binadan oluşuyor... Fotoğrafını çektiği bina, Lafayette'nin baş mağazası olup;  dışı da içi de çok güzeldi... Özellikle balkon süslemelerine ve cam- çelik karışımı kubbeye bayıldım...


IMG_5295
Lafayette  19. yy da Paris'te küçük bir moda mağazası olarak  kurulmuş ve daha sonra sokakta bulunan binalar teker teker satın alınarak bugünkü büyüklüğe erişmiş...

IMG_5293
Her bir binada farklı konseptler bulunuyor... Kubbe fotoğraflarının yeraldığı baş mağazada dünyaca ünlü markalar kendilerine yer seçmiş...Ben tarihi yapıları nasıl alışveriş merkezine çevirdiklerini düşünüyordum ama tarihi olan zaten alışveriş merkezinin kendisiymiş !!!

IMG_5300
Paris' in ünlü opera binası "Palais Granier"


IMG_5284
Fransız Tarihi Anıtlar arasında yer alan opera binası gerçekten çok ihtişamlı görünüyor...
IMG_5288
Opera  binasının içini gezemesem de daha sonra internetten araştırırken gördüm,  muhteşem görünüyor...
Paris'e bir kez daha gitmek için bir sebep daha...

IMG_5291 - Kopya




20131015_122742
Paris gezimizde yanımdan ayırmadığım ve hayat kurtaran çantam..
Yazılarımı takip edenler tanır, Sevgili arkadaşım Zeynep'in tasarımı... Studio Bluez 'da ve ETSY'de çeşitlerini bulabilirsiniz...


IMG_5251
Demir,  her gittği yerden topladığı kuklalarını burada da buldu :)

IMG_5587
Eiffel Kulesi yakınlarındaki bir apartman...
IMG_5622
Seinne Nehri kenarında yer alan Notre Dame katedrali... Katedralin yapımına 1163 yılında başlanmış, 1345'te tamamlanmış... 2013'te katedralin yapımına başlandığı yılı esas alarak 850. yılını kutluyorlardı...


IMG_5627


Katedral, Fransız gotik mimarisinin en önemli yapılarından kabul ediliyor...
Ünlü Fransız yazar, Victor Hugo, Notre Dame'ın Kamburu adlı eserini, 19. yy başlarında bakımsızlığından ötürü yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan katedralin tekrar halkın ilgisini çekmesi ve yıkılmaktan kurtarılması için yazmış ve başarılı olmuş...

IMG_5183
 Anne&oğul Paris sokaklarındayız...

 IMG_5553

Paris'te gezilecek yerler listesinde ilk sıralarda gelen  Sacre Coeur Bazilikası da listemizdeki yerlerden biriydi..Sacre Coeur Bazilikası, Paris'in Montmartre mahallesinde kalıyor... Metro ile Anvers durağında indikten sonra, biraz yürüyünce teleferiği gördük. Biz teleferikle çıktık ama isterseniz merdivenleri de deneyebilirsiniz...
 20131017_104151_Richtone(HDR)
Bazilika'nın, Notre Dame'den sonra turistlerin en çok ziyaret ettiği anıt olduğunu sonradan öğrendim...
IMG_5558
Havanın da güzel olmasının etkisiyle herkes bazilikanın merdivenlerinde oturuyordu...
IMG_5556

 Bazilika ve çevresi çok güzel...
IMG_5560

Burası da Sacre Coeur'dan Paris...

IMG_5562
Sacre Coeur Bazilikası'ndan yukarı doğru çıktığınızda Ressamlar Tepesine ulaşıyorsunuz...
Birçok ünlü sanatçının burada stüdyoları olduğunu öğrendim. Pablo Picasso, Salvador Dali, Claude Monet, Vincent Van Gogh ve Amedeo Modigliani gibi birçok ünlü ressam "Ressamlar Tepesinde" çalışmış...
IMG_5563

 Ara sokaklar ressamlar, resimler, hediyelik eşya satan dükkanlar ve sokak satıcıları ile dolu...
IMG_5571

Burada da bir gelin yakaladım...

IMG_5573
Sacre Coeure Kilisesinin önünden geçen eski model arabalara bayıldım...


IMG_5574
IMG_5554
 Havanın da etkisiyle Sacre Coeure Bazilikası çok etkileyici görünüyordu...
IMG_5544
Ve Paris'in olmazsa olmazı Eyfel Kulesi...
Kuleye yine vakit kaybetmemek için çıkmadık... Paris'i kuleden fotoğraflamak güzel olurdu mutlaka ama bu da bir sonraki listeye...
Fransızlar her ne kadar sevmese de  Paris denince akla gelen ilk simge sanırım Eyfel..
IMG_5541
Üç asansörle ilk iki platforma ulaşılıyor... En üst kata çıkmak için başka bir asansöre geçmek gerekiyor.
İlk platformda  cafe ve restoranlar bulunuyor.
IMG_5531
IMG_5528-001
TEK_TEK
IMG_5525
Yazım için araştırma yaparken kulenin her 7 senede bir boyandığını öğrendim...Yapı boyanırken 3 ayrı tonlama yapılıyormuş... Fotoğraflarda çok güzel görünmesinin sebebi sadece güneşin etkisi değil anlaşılan...
Düzenli bir şekilde boyanıyor olması,  inanılmaz bir maliyet ve işgücü demektir. Paris, bu yapıdan dolayı ciddi bir gelir kaynağı elde ediyor mutlaka, bunun bir kısmını yapının korunması ve bakımı için ayrılması şehirdeki düzen ve planlamanın küçük bir örneği sadece...
IMG_5538
Paris beklediğimden daha fazla büyüledi beni. Aslında yapmak istediğim çoğu şeyi yapamadım. Louvre'yi ve daha birçok müzeyi gezmek;  operaya ve konsere gitmek, bir caberet izlemek, arka sokaklarında kaybolmak, pazarlarını gezmek isterdim...Kısıtlı zamana ve programa rağmen çok etkilendim...

Beni etkileyen ilk olarak Paris'liler oldu. Herkes çok şık, çok sade ve çok zarif...  Doğal bir havaları var... Bazen bej tonlarındaki gösterişsiz  kıyafete taktıkları renkli bir fular, bazen  makyajsız yüzdeki kırmızı bir ruj, kocaman siyah bir şapka yada bir kasket dönüp bakmanıza neden oluyor... Kot giyen kimse neredeyse görmedim.. Abartısız bir şıklık yarışındaydı herkes... Evden çıkmadan aynanın karşısına geçmiş herkes belli. Herkes metrodan metroya koşturuyor ama kimse de bezmiş, bitmiş bir hava yok... Turist olarak gidip, sokağa çıkarken makyaj yaptığım tek yer Paris oldu :)

Paris'in ulaşımı çok rahat. İnanılmaz bir metro ağı var.  Her yere metro ile ulaşabiliyorsunuz. Biz 5 günlük bir kart aldık .Paris zonlara bölünmüş durumda. Metro kartları da gitmek istediğiniz zonlara göre farklı ücretlendiriliyor. Biz Disneyland'e de gideceğimiz için hem havaalanını hem de Disneyland'i kapsayan 5 zonda da geçen kartlardan aldık... 5 gün boyunca sınırsız kullanabiliyorsunuz... Biz sürekli kullandığımız için kart almak çok ekonomik oldu.

Paris'in beni etkileyen bir diğer özelliği de yemekleri oldu... Hayatımda yediğim en lezzetli yemek ve tatlılar kesinlikle bu şehirdeydi...Bunları bir sonraki yazıya saklıyorum...