NESLİ'NİN KONULARI

31 Aralık 2014 Çarşamba

İyi yıllar herkese :)


Geriye dönüp baktığımda; hiçbir yılın bitmesini bu kadar çok istediğimi hatırlamıyorum... 2014 yılı pek de facebook'un dediği gibi "harika bir yıldı parçası olduğun için teşekkürler" modunda geçmedi benim için... Kötü haberler, üzüntüler, kayıplar; bunun yanında mucizeler, kabul olan dualar ve güzel haberler de vardı elbette...

Tüm kötü haberleri geride bırakmış olmayı dileyerek; sevdiklerimizle birlikte sağlıklı, mutlu, huzurlu geçireceğimiz bir 2015 diliyorum hepimize...

Kötü günler geçip gidiyor, elde kalan ise bu zor günlerinizde yanınızda olan, sizi rahatlatan, hayatınızı kolaylaştıran  aileniz,akrabalarınız ve dostlarınız oluyor...Yaşadığınız her iyi ve kötü olay; ilişkiler için bir sınav aslında...Günlük hayatta herkes yanınızda zaten... Sohbet, muhabbet iyi gidiyor.... Önemli olan en zor gününüzde de ve ilginç ama  en mutlu gününüzde de yanınızdalar mı? Duygularınızı paylaşabiliyorlar mı? Sizin için üzülüp, yine sizin için sevinebiliyorlar mı?  Yoksa sessizce uzaklaşıyorlar mı?? :)

2014 yılını;

İsmimi babamla birlikte bulan ve bana çocukluğumda Barış Manço'nun "Neslihan'dan Aslıhan'a"  şarkısını uduyla çalan, çok çok sevdiğim ve hiç unutmayacağım 2014 yılında kaybettiğimiz sevgili "Cahit Abi'yle"; 

Tanıdığım en çalışkan ve en mütevazi olan insanlardan; sevgili dostum Aysel'in babası Halil Amca'yla


Sonrasında  İstanbul'da kebap ve baklava yiyemediğimiz ve bir türlü yazamadığım Gaziantep gezimizle,

Aysel ve Erdem'in müthiş misafirperverliği ile, 

Demir'in ilk kez tek başına  şehir dışına çıktığı Ankara/ Anıtkabir gezisiyle,

Almanya ile ilgili önyargılarımı yıkan ve yine hala yazamadığım Frankfurt gezimizle,

Kayınvalidem ve kayınpederimin 40. evlilik yıldönümleriyle,

Hatırlamak istiyorum, geri kalan herşey silinsin gitsin; bir daha yaşanmasın... 

Ne hastalıklar, felaketler olmasın... 


2015 Yılının Sonunda ise: 

Anne ve babamın 40.evlilik yıldönümlerini;

Demir'in  ilkokul mezuniyetini;

İbrahim'in 40 yaş partisini;

Ailemize yeni katılacak olan minik "Eylül'ü"

Yapacağım bir sürü pastayı

Keyifli gezileri

Yemek Tariflerini

Aile ve dostlarla geçecek güzel akşam yemeklerini,

Konuşuyor olmayı diliyorum....

Geçenlerde bir yerde okuduğum ve hem hoşuma giden hem de insanı hüzünlendiren bir yeni yıl dileğini paylaşmak istiyorum...
2015 senden hiçbir şey istemiyorum, sevdiklerimi alma yeter!

Ben "sevdiklerimi alma" kısmına yürekten katılsam da 2015'ten bir sürü beklentim var...

Annemin güzel yemeklerinden bu sene çok çok yemeyi, 
Demir'le daha çok vakit geçirmeyi,
Daha çok blog yazısı yazmayı,
Daha çok pasta yapmayı,
Daha çok süpriz yapmayı,
Daha çok hediye vermeyi,
İbrahim'le birlikte daha çok plan yapmayı, 
Daha az üzülüp, daha çok sevinmeyi,
Sevdiğim herkesle daha çok görüşmeyi
Daha güzel yemekler yapmayı
Daha çok paylaşmayı
Daha çok gülmeyi
Daha çok misafirimin gelmesini
İlginç şeyler keşfetmeyi
Daha çok kitap okumayı
Cep telefonunu elime daha az almayı
Değiştiremediğim şeylere daha az üzülmeyi
Tüm bahaneleri bir kenara bırakmayı,
ve
MUTLU OLMAYI
 DİLİYORUM


Bir de tüm dünya için, ülkem için, tüm insanlar, özellikle tüm çocuklar için, tüm hayvanlar ve tüm bitkiler için


Yaşama hakkı, saygı, sevgi, huzur, anlayış, hoşgörü, birlik, beraberlik, yardım, hava, toprak, yiyecek ve su diliyorum... 


Ne çok şey istedim değil mi :)


26 Aralık 2014 Cuma

Yeni yılda yeni keşifler için kendinize bir hediye verin!

Haberleri takip etmek için kullanılabilecek en iyi uygulama Hürriyet E-gazete olsa gerek. Hem basılı gazete okuma keyfini yaşarken, hem de güncel haberlere ulaşabilme imkanı sunuyor. Uygulamanın son güncellemeleri ile de; hava durumuna, burcuma, finans haberlerine ve sinema rehberine ulaşabiliyorum. Hürriyet E-Gazete'nin en güzel yanı da (sona sakladım) bir sonraki günün haberlerini 00:00'da alınıyor olması. 

Şimdi de sizi Hürriyet E-gazete'nin yılbaşı paketi ile tanıştırmak istiyorum. Bu pakette Hürriyet E-Gazete'nin yanı sıra, Elle ve Atlas dergilerinin dijital kopyası var :) 

Haberleri ve gündemi hem gazete okuma keyfini yaşayarak takip etmek isteyenler, hem de ben gazetemi okurken bir yandan da falıma da bakarım, filmlerden de haberim olur diyenler yılbaşı paketini kaçırmasın derim! Hem de kısa bir süre için sunulan bu paketi alıp, gazete keyfini sürerken modayı Elle ile takip de edebilir, Atlas okuyarak da farklı keşifler yaşayabilirsiniz. 

Yeni yılda sevdiklerine sevdiğin şeyleri hediye etmek de adettendir. Siz de arkadaşlarınıza ve gazetesiz olmaz diyen aile üyelerinize 6 aylık veya 1 yıllık versiyonları olan Hürriyet E-Gazete paketlerinden birini hediye edebilirsiniz. Her gün kullandıkça sizi hatırlasınlar:)

Daha ayrıntılı bilgi almak için sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

12 Kasım 2014 Çarşamba

Paris Mutfağı


​Paris gezimiz, kültür gezisi değil, bu evliliklerinin 10. yılını kutlayan bir çiftin Paris sokaklarında dolaşma, Paris'in havasını soluma ve Paris lezzetlerini tatma gezisi oldu... Bir daha gitmek için sebep olsun :)) 

Paris'i gördükten sonra kendimize New york mu Paris mi sorusunu sorduk !! Ayırmak istemiyorum. İkisini de çok sevdim... Buket Uzuner  "New York Günlüğü'nde"  Paris'i aristokrat, dikkafalı, ateşli ve kontrollü, biraz Avrupalı biraz Akdenizli, klasik erdemlere sahip eski bir eşe benzetirken; New York'u genç, şımarık, jilet gibi keskin, kendini yenilemeyi bilen, biraz Akdeniz'li, biraz Latin, çokça Anglosakson, dünya kültürlerinin iyi kahvesinden, iyi yemeğinden anlayan ama köylülük ve aristokratlık kavramlarıyla tanışmamış, bir kere aşık olundu mu asla unutulmayacak güçlü bir aşık , romantik bir sevgili olarak tanımlıyor ve ikisinden de vazgeçemeyeceğini ifade ediyor...

Paris gezisi öncesi, Paris ile ilgili bloglardan, arkadaşlarımdan, kitaplardan bir sürü notlar aldım...Bu notların çoğu tahmin edeceğiniz gibi yeme-içme üzerine kuruluydu. Aklımda kalan şeyler olsa da listemin ilk sıralarındakileri gerçekleştirdim... Paris'e gitmeyi düşünenlere  belki fikir verir diye ayrıntılı paylaşıyorum Paris lezzetlerini...

IMG_5148

Otele yerleştiğimiz gün, kendimizi dışarı attığımızda  hava kararmak üzereydi. İlk gözüme çarpan yer  Maille hardallarının dükkanı oldu. Ballı hardalını çok sevdiğim Maille'nin dükkanını gezme fırsatım olmadı malesef...

blog_paris6


Paris'te görmek için sabırsızlandığım yerleren biri ilk gün otelimizin yakınlarında karşıma çıktı... Laduree... İstanbul'da da şubeleri olan makaronlarıyla ünlü pastane. İstanbul'da yemedim ama Paris'teki çok lezzetliydi. Pastane muhteşem görünüyor. Makaronlar dışında da bir sürü güzel tatlı var içeride. Biz yemek yemeğe  gittiğimiz halde dayanamadık ve birkaç çeşit makaron aldık yolda giderken yemek için...


resturant


İlk akşam Tripadvisor'dan bulduğum "Le Relais de l'entracote" ye gittik... Yağmurlu bir akşamda,  oldukça uzun bir süre sırada bekledik.  Burası dana etinden yapılan antrikotu ile meşhur bir yer.  Mönü de tek çeşit  yemek  var, size sadece antrikotunuzun nasıl pişmiş olmasını istediğinizi soruyorlar. İnanılmaz dolu bir yer. Tüm garsonlar koşturuyor etrafta. Serviste bir gecikme olmuyor... Garsonlar güleryüzlü ve sıcaklar...


Le Relais de l’Entrecôte walnut green salad
Yemekten önce salata geliyor.


DSCN4412


Salatadan  sonra  etlerimiz geldi... Ette olağanüstü bir tat bulamadık ancak sos muhteşemdi... İçinde ançuez olduğunu düşündüğüm yeşil sos patateslere de cok yakışmıştı. Soslarla arası çok iyi olmayan Demir bile bayıldı, unutamıyor...


IMG_5177


Ertesi gün ilk olarak kahvaltı için turistlerin uğrak mekanı olan Cafe de  Flore'ye gittik ve güne espresso & kruvasan ikilisiyle başladık... Kruvasanlarını çok beğendim...


IMG_5180

IMG_5179


blog_paris1

blog_paris2
Paris'te bir akşamımızı yine Tripasvisor'dan bulduğum bir restoranta ayırdık. Yorumlar çok iyiydi ve puanı da çok yüksekti. İnternet sayfalarından yerimizi ayırttık. Metro ile restoranın bulunduğu semte gittik. Konut alanlarının içinde, küçük bir restoran. İnternetteki fotoğraflardan restoranın ortaklarından olduğunu bildiğim   güler yüzlü, genç  biri karşıladı bizi. Toplam 7 masa vardı yanlış hatırlamıyorsam. Çok sıcak, samimi bir yer. Her masa farklı ülkelerden gelenlerle doluydu... Yemek olarak tek tek sipariş verebileceğiniz gibi mönü de seçebiliyorsunuz. Mönüde, başlangıç , ana yemek ve tatlı seçiyorsunuz. Burası için söylenen en önemli şey ördek ciğerinin denenmesi gerektiğiydi. Ben her ne kadar yemek yapmayı ve yemeği sevsem de herşeyin tadına bakamam. Özellikle de sakatatlar konusunda hiç de cesur değilimdir ama Fransa'nın ördek ciğeri hakkında o kadar çok yorum okudum ki denemeye karar verdim. Başlangıç olarak  ördek ciğerini (foie gras) denedim. Yanında getirdikleri tatlımsı sosla birlikte çok lezzetli bir tadı vardı. Krema gibi ağzınızda eriyor... Gerçekten çok beğendim. Ancak, bu sırada foie gras'ın elde edilmesi için hayvanlara yapılan işkenceden haberim yoktu. Üretiminin Türkiye'de dahil birçok ülkede yasak olduğu, hayvan hakları derneklerinin bu konuda çalışmalar yaptığını duymamıştım. Ördeklerin ciğerlerinin yağlanması ve lezzetlenmesi için hiç durmaksızın zorla beslendiklerini bilmiyordum. Bilseydim denemezdim. Bir daha yemeği de düşünmem...


Yediğim herşey inanılmaz lezzetliydi. Eğer yolunuz Paris'e düşerse kesinlikle tavsiye edeceğim bir yer burası... Fiyatlar Paris için çok uygun (Paris için dediğimi unutmayın!!!) lezzetler ise olağanüstü... Ortamın da  sıcak ve samimi olmasının etkisiyle buradan  çok keyif aldık... Bir daha Paris'e gidecek olursak kesinlikle uğrayacağımız bir yer...



blog_paris

Daha önce de söylediğim gibi bu bizim için kutlama gezisiydi. 10. yılımızı da özel bir yemekle kutlamak istedik. Bunun için Michelin Yıldızlı bir restoranı denedik.Birkaç yer bulduktan sonra Vedat Milor'ün Paris tavsiyelerine baktım ve La Truffiere'yi  seçtik. Burası tek Michelin yıldızlı bir yer.  Vedat Milor'ün tavsiyeleri sayesinde uygun fiyata çok  güzel bir yemek yedik.  Öğlen için hazırlanan mönülerden seçerseniz, akşam yemeğinde bir çeşit başlangıç için belirtilen fiyatı ödeyerek ayrılabiliyorsunuz. Bizim gibi  restoranın lezzetlerini merak edenler için gayet uygun bir seçenek.  Gelen yemeklerin ve tatlıların hepsi  çok çok güzel ve lezzetliydi. Özellikle sunumlar muhteşemdi.



blog_paris3

Fauchon Paris   otelimizin hemen yakınındaydı. Sabahları güzel bir kahve ve yanında kruvasan ile  kahvaltımızı burada yaptık. Burası tam da Paris'e yakışan bir yer. Moda dergilerinin içine girmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Peçetelerden fincanlara kadar hepsi konsepte uygun. Tıklarsanız   ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız... Bu arada Fauchon Paris, İstanbul'da da yeni açılan alışveriş merkezlerinden birinde açılıyormuş.


20131018_120122

Buranın bir bölümü taze ekmek- kruvasan çeşitleriyle doluyken, bir tarafta öğlen için hazırlanan yemekler, salatalar bulunuyor. Ayrıca şarküteri bölümü de var... Ama esas göz alıcı bölümü girişte sizi karşılayan ve tatlılardan oluşan tezgah... Hepsi birbirinden  muhteşem görünüyor. Görünüşleri kadar tatları da öyle mi diye döneceğimiz gün bir deneme yaptık ki gerçekten en az görünüşleri kadar lezzetliler diyebilirim.


blog_paris4
Türkiye'de de çok güzel görünen tatlılar ve pastalarla karşılaşıyorum ama tadına baktığımda genelde ağızda bir yağ tabakası bırakan " daha güzel olduğunu düşünmüştüm" le biten hayal kırıklıkları yaşıyorum. Paris'te yediğim hiçbirşey beni hayal kırıklığına uğratmadı. Bir tatlı bu kadar mı güzel olabilir diye düşündüm her yediğim şeyi...


blog_paris5
Pierre Herme'i,  Cafe Fernando'nun yazılarından öğrendim ve Paris'e gittiğimde elbette ajandamda yazıyordu. Metro istasyonunu bulup, birkaç aktarmayla Pierre Herme'nin bulunduğu semte geldik. Metro istasyonunun hemen yanında olması gerekiyordu. Çevremize epeyce bakındıktan sonra sorarak ünlü yeri bulduk. O kadar sade, o kadar gösterişiz ki anlatamam. İçeri girdiğimizde ekranda hayranlıkla baktığım o tatlıları karşımda buldum... Sınırlı sayıda fotoğraf çekmemize izin verdiler. Seçmek zor olsa da en beğendiklerimizden alıp paket yaptırdık. Metroya binip nehir kenarında oturabileceğimiz bir yer aradık...Biz Demir'le nehir kenarında bir yer bulduk, İbrahim'de kahvelerimizi aldı... Paris'te en keyif aldığımız yerlerden biri oldu...Tatlılardan bahsetmek istemiyorum...Paris'e yolunuz düşerse mutlaka denemelisiniz. Özellikle güllü makaronunu ve frambuazlı kruvasanı...

Makaronu zaten severim ama Paris'tekiler inanılmaz lezzetliydi. Tüm yemek ve tatlılarda olduğu gibi değişik lezzetleri biraraya getirerek yapıyorlar makaronları da. Bir ısırık aldığınızda tek tek saymakta zorlanacağınız ama hepsi tanıdık gelen ve birleşimlerinin muhteşem olduğu tatlar alıyorsunuz damağınızda...Şimdi yediğimiz hiçbir makaronu beğenmiyoruz...

IMG_5567

Demir çok sevdiği krepi bir de Paris sokaklarında denedi...



IMG_5566

Paris,  ömür boyu yaşamayı isteyebileceğim bir şehir.  Mutfağının zenginliği ve lezzetinin yanı sıra, her yerde karşınıza çıkan incelik ve zerafet insanı etkiliyor...Yolumuzun bir daha Paris'e düşeceği günü sabırsızlıkla bekliyorum....