NESLİ'NİN KONULARI

14 Nisan 2013 Pazar

Boston Günlüğü

IMG_1113


New York'tan sonraki durağımız Boston oldu. Gitme amacımız Northeasten Üniversitesinde gerçekleştirilen konferansta eşimin yapacağı sunumdu. Boston'da merkezdeki sıradan otellere vereceğimiz parayı şehrin biraz dışında iyi bir otele verelim diye düşündük ama İstanbul trafiği ile karşılaşacağımızı bilmiyorduk tabii. Otelimiz ve çevresi (Burlington-Massachusetts) çok güzel olsa da 1 saatte ancak Boston merkeze varabildik. Boston'ın yolları oldukça karışıktı. Hızlı bir trafik, sağdan-soldan sürekli ayrılan yollar, car-pool denen ve insanların tek başına yolculuk etmesini önlemek için geliştirilmiş ayrı şerit uygulaması ilk gün aklımızı karıştırdı. Zaman zaman bizde de trafiğe çözüm olarak sunulan ama nasıl olacağı bir türlü açıklanmayan "herkes tek başına biniyor arabasına, insanlar toplanıp gitmeli" sözünün uygulamasının nasıl olduğunu Boston'da gördüm. Elbette kimse kimseyi zorlamıyor ama eğer arabada en az iki kişi olursanız trafiğe takılmadan ayrı bir şeritten gidebiliyorsunuz. İlk zamanlar suistimaller olsa da termal kameralar sayesinde arabadaki kişi sayısı belirleniyor ve böylece kaçak geçiş söz konsu olmuyor..Kaçak geçişlerin cezası tutuklanmaya kadar gidebiliyor. Carpool yollarda sarı baklava şeklindeki işeretle sembolize ediliyor. Carpoolu aynı zamanda içinde sadece sürücü bile olsa elektrikli araçlarında kullanmasına izin veriliyor...


IMG_1135


New York-Boston arasındaki yola bayıldık. Çok güzeldi. Ormanın içinden giden 2 şeritlik bir yol... I-95 denen ana yolu değil ona paralel olan bir yolu kullandık. İlk gün Boston'a vardığımızda hem üniversitenin yerini belirlemek hem de birşeyler yemek için merkeze indik. Üniversiteyi bulduktan sonra limana doğru yürüdük. Orada bulduğumuz bir İtalyan lokantasında oturduk. Oldukça büyük porsiyonlarda gelen yemeklerimizi bitiremedik. Biz kalkmak için hazırlanırken kalan yemeklerimizi paket yapıp getirdiler, tabakta yemek bırakılmasını pek hoş karşılamadılar. İkinci şaşkınlığımızı da hesap öderken yaşadık. Hesabı ve hesabın %10'unu bahşiş olarak bıraktıktan sonra garson sadece hesabı aldı bahşişi iade etti. Birşey söylemese de yüzünden birşeylere bozulduğu anlaşılıyordu. Sorunun ne olduğunu sorunca, Amerika'da en az %15 bahşiş verildiğini, %10 'un az olduğunu belirtti. Çok şaşırdık tabi ve gerekli bahşişi! ödedik... Adı bahşiş olsa da hesabın bir parçası anlaşılan...


IMG_1161


Çalıştayın başladığı ilk gün sabah ilk sunumlardan biri eşime ait olduğu için sabah erkenden yollara çıktık. Erken gideriz kahvaltı yaparız derken ucu ucuna yetiştik. Üniversitenin 16 yaşından küçükleri içeri almamasından ötürü Demir'le ben İbrahim'i izlemeye gidemedik. Biz anne-oğul çevrede hem birşeyler yer hem de dolaşırız derken, ilk gün aslında hiçbir yeri gezmemiş olduğumuzu anladım. Arabayla üniversitenin önünden geçmiştik ama merkez nerede, nasıl gidilir hiç bilmiyordum. Demir'le birlikte yürümeye başladık. Elimizde harita da olmadığı için tamamen tesadüfi ilerledik. Sabahın erken saatlerinde etrafta birini bulmak da mümkün olmadığından otobüs durağındaki haritadan yardım aldım. Hava gittikçe ısınırken, yollarda aç-susuz kaldık...


IMG_1160


İtfaiye binasının önündeki bankta hem dinlendik hem de fotoğraflar çektik. Her yerin birbirine benzediği çevrede bu bina röper noktası oldu bize...


IMG_1152


Sonradan anladık ki tamamen ters yöne gitmişiz. İlk karar verdiğimiz noktada ileri değilde geriye gitseymişiz, binanın ön tarafında güzel güzel kahvaltımızı yapabilecekmişiz... Neyse döndük dolaştık yine oraya geldik ama biraz daha acıkmış ve susamış olarak tabii :) Biz tatsız- tuzsuz bagelle kahvaltı yapana kadar İbrahim'in işi bitti, yanımıza geldi...Birlikte Boston'ın tarihi kent merkezine gitik. Biz metroyla gideceğimizi düşünürken, eski Amerikan filmlerinde gördüğümüz tramvaylarla yolculuk yaptık...


IMG_1334

Merkezdeki gezimizi bir sonraki yazıya bırakarak The Cheesecake Factory'i sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.Otelimizin bulunduğu Burlington'da büyük bir alışveriş merkezini görünce hem birşeyler yemek hem de dolaşmak için iyi olur diye düşünerek otoparka girdik. Arabadan indik ve karşımızda henüz ortada Amerika konusu bile yokken (Müjde Hn. sayesinde) aklımızda olan The Cheesecake Factory 'i gördük. O an adımlarımız hızlandı ve gözlerimiz parladı. Biz sadece içeride cheesecake var diye düşünürken yemeklerinde olduğunu öğrendik. İnanılmaz kalabalık. Oturabilmek için uzun bir listeye adınızı yazdıryorsunuz. Yaklaşık saati öğrendikten sonra da size verilen aletle birlikte alışveriş merkezinde dolaşabiliyorsunuz. Sıra size geldiğinde elinizdeki alet yanıp- sönmeye- titremeye başlıyor. Bizde de kullanılan bu yöntem psikolojik olarak insanı rahatlatıyor. Sıra bize geldiğinde biz çoktaaaan restorantın içinde bekliyorduk tabii ki.


IMG_1541

Çeşit çeşit cheesecake'lerin yanısıra pastalar ve dondurmalar da var...

IMG_1551

Beklerken 43 çeşit cheesecake arasından seçim yapmaya çalıştık...

Hepsi birbirinden güzel görünen cheesecakeler arasından seçmek gerçekten zor oldu...

IMG_1539


IMG_1574


Demir "The Original" cheesecake seçti.


IMG_1554

İbrahim çikolatalı bir cheesecake seçerken,

IMG_1577

Ben daha renkli bir seçim yaptım. Mangolu ve lime'lı...Hepsi birbirinden güzeldi. Yanındaki krem şanti gibi görünen ama tadı çok güzel olan kreması bile harikaydı.


IMG_1542


Sizlere uzun uzun anlattım ve muhtemelen canınızı çektirdim. Ben bu yazıyı hazırlarken ne kadar zorlandım tahmin edersiniz ... Ancak sizlerle doğru olmasını umduğum bir haberi paylaşayım, The Cheesecake Factory yakın zamanda İstanbul'da da açılacakmış. Tahmin ediyorum ki şu anda İstanbul'un dört bir yanında mantar gibi türeyen alışveriş merkezlerinden birinde yer bulacaktır kendine...

Boston yazılarının devamında;

Boston Tarihi Kent Merkezini

Akvaryum Gezisini

Balina Gözlem Turunu

ve Bilim Müzesini

anlatacağım.....Tabii araya bir Angry Birds Pastası daha geliyoooor !!!!



The Beetle. Yeniden yepyeni.

O, yıllar boyunca yüzünden hiç eksik etmediği kocaman gülümsemesiyle kalpleri fethetti. Ama şimdi bize farklı bir yüzünü gösteriyor. Çekici hatları ve sportif duruşuyla herkesin aşık olabileceği, seksi, güçlü ve etkileyici bir yüz.

21.yüzyıla özel Beetle karşınızda.

Yıllar önce milyonların ayağını yerden kesti.
Şimdi nefesleri kesiyor.

Beetle yollara ilk çıktığında yakıt tasarrufunda devrim yaratmış ve herkesin ulaşabileceği bir hareket özgürlüğü getirmişti. Sonra yakıt tasarrufuyla performansı bir arada sunan TSI ve TDI motorlar geldi ve bu, yakıt veriminde yeni bir dönüm noktası oldu.

İşte bu motorlar sayesinde, günümüzde sürüş keyfinden ödün vermeden tasarruflu bir şekilde araç kullanmak mümkün. Tıpkı Beetle’da olduğu gibi... Yeni Beetle’ın motorlarının gücüne ve DSG şanzımanın sunduğu sürüş keyfine karşı koymak çok zor. Yolda ona yetişmek isteyenlerin işi, daha da zor.

The Beetle 1,2 lt TSI 105 PS, 1,4 lt TSI 160 PS benzinli ve 1,6 lt TDI 105 PS tiptronik DSG motor seçenekleriyle sürüş keyfini doruğa çıkarıyor.

Şimdi daha sert görünüyor.
Ama her zamankinden daha eğlenceli.

21.yüzyılın Beetle’ı, navigasyon-radyo ve eğlence sistemleriyle Beetle ruhundaki eğlenceyi dışa vuruyor. Renkli dokunmatik ekranı, 30 GB dahili hafızası, harici ses girişi ve SD kart yuvasıyla eğlencenizi her yere yanınızda taşımanıza olanak tanıyor. Üstelik mobil telefon hazırlığı, Türkçe dil seçenekli navigasyonu ve bluetooth gibi özellikleriyle yolculuklar hiç olmadığı kadar keyifli.

Dışına yansıyan, içinin güzelliği.
Beetle’ın sıradışı tasarımı, yalnızca dış görünüşüyle sınırlı değil. Beetle ruhu, içeride de kendini hissettiriyor. Çift bölgeli tam otomatik klima sistemi klimatronik, çok fonksiyonlu deri direksiyon simidi, şık bir krom çıtayla süslenmiş gösterge paneli ve alımlı deri döşemeleri, ambiyans aydınlatması ve daha pek çok ayrıntı, iç mekanın diğer şık ve işlevsel ögeleri.

21.yüzyılın Beetle’ı ile tanışmak ve onu yakından görmek istiyorsanız sizi Volkswagen Yetkili Satıcılarına bekliyoruz.

http://tr.beetle.com/tr/tr/home



Bir bumads advertorial içeriğidir.

2 Nisan 2013 Salı

Yüzüklerin Efendisi- The Lord Of The Rings

IMG_3966
The Lord Of The Rings

Bu bir pasta yazısı olsa da sizi Orta Dünya'ya götürmeyi hedefliyorum bu sefer.... Bilmeyen yoktur sanırım Yüzüklerin Efendisi'ni. Dünyanın 1937 'de Tolkien'in ilk kitabı Hobbit ile tanıdığı Orta Dünyaya, ben 1998-99 yıllarında 3 ciltten oluşan "Yüzüklerin Efendisi sayesinde adımımı attım.

Fantastik kitaplar ve filmler her zaman ilgimi çekmiştir ama en etkilisi Yüzüklerin Efendisi'dir benim için. Bu yüzden bu pasta da çok özel oldu...Her bir karakter, kitaptan çıktı geldi...

_MG_3936

Size uzun uzun anlatabilirim. Kitaplarını okuduğum gibi defalarca filmleri de seyrettim tabii ki. Hatta en son geçtiğimiz hafta üçlemeyi bir kez daha izledik. Ailece seviyoruz, Demir'de dahil... Filmleri hatırlarsanız birer sene arayla geldi ve biz de eşim-kardeşim ve ben Yüzük Kardeşliği kurarak üçünü de beraber izledik... Karakterleri, konusu, kendine özgü diliyle müthiş bir hikaye.

_MG_3932

18 Yaşına giren Selim için Yüzüklerin Efendisi'nin 3. bölümü Kralın Dönüşünün son sahnesini canlandırmak istedim. Yüzüğün yapıldığı yere döndüğü ve herşeyin son bulduğu zamana.... Yapmak istediğim birkaç karakter daha kalsada (Elf Prensesi Arwen, Kralın kızı Eowyn, diğer minik Hobbit'ler, Saruman, Boramir, Nazgul'ler, yılandil ve Ent'ler -anlayacağınız bütün karakterler ) önemli karakterleri yaptım sanırım. Bütün bir hafta gece yarısına kadar oturmamı gerektirse de çok keyifli bir pastaydı benim için...

IMG_3959

Galadriel... En yüce Elflerden biri. Altın Ormanın Büyücüsü...

IMG_3957

Favori karakterim Yolgezer- Kolcu olarak da bilinen Kral Aragon

IMG_3954

Orta Dünya'nın anlaşamayan iki ırkının arasındaki düşmanlığı yüzük yolculuğunda dostluğa dönüştüren iki karakter.

Cüce Gimli ve Elf Legolas...

IMG_3951

Ve Gandalf... Gri Gandalf olarak başlayan yolculukta Saruman'ın asasını ele geçirmesiyle Ak Gandalf olan büyük büyücü...

_MG_3943

Kardeşi Boramir'in Ork'lar tarafından öldürülmesiyle yerine geçen Faramir. Selim'in favori karakteri..

_MG_3939

Gollum ve Simegol... Olmazsa olmaz.

Gollum'suz bir pasta düşünemeyissss...

IMG_3964

Korkunç Ork'lar...

_MG_3928

_MG_3923

Frodo...Minik Hobbit'lerin en cesuru. Yüzük Taşıyıcısı.

Dünya yıkılsa umurlarında olmayan, yeşillikler içindeki köylerinde mutlu-mesut yaşayan Hobbit'lerin meraklı bir üyesi.

_MG_3907

_MG_3909

Nazgul'lerin binicileri. Yüzük sahibi eski krallar...

_MG_3913 _MG_3916

_MG_3920

_MG_3932

IMG_3962

Yüzüklerin Efendisi. Elf'lere dağıtılan 3, cücelere dağıtılan 7 ve insanlara dağıtılan 9 yüzüğün hepsinin efendisi olan yüzük...

Orjinalinde olduğu gibi bu yüzüğünde içinde yazılar vardı... Tek farkı Elf'çe değil Türkçe olmasıydı ...

IMG_3963

Bütün dünyayı etkisi altına almaya çalışan göz, Sauron...

IMG_3950

Yüzüklerin Efendisi son zamanlarda en çok uğraştığım ama bir o kadar da sevdiğim pastalarımdan biri oldu...

Sevgili Selim'in de beğendiğini umuyor ve 18. yaşında nice sağlıklı, başarılı, mutlu yıllar diliyorum..