NESLİ'NİN KONULARI

1 Mart 2012 Perşembe

Jack - Evcil Kargamız




Jack, babamın şantiyede çalıştığı dönemde ağaçtan düşen yavru bir karga. Babam uzun zamandır bir karga yavrusu arıyordu zaten, bulduğunda da kaçırmadı tabi.

İlk başta annemin ikna olması zor olsa da sonunda annem çok daha fazla bağlandı Jack’e.


Neden Jack?

Aslında Jack’in isim annesi benim. Yavru bir karga olarak “cakcak cak “ diye bütün evi inlettiği için bu adı önerdim. Aile üyeleri de kabul etti :)

Jack, papağan kafesinde yaşıyor. Kafesin her yeri açık. Evde dolaşabiliyor. Biz salonda oturuyorsak ve o arkada kalmışsa kontrole geliyor. Bazen yürüyerek dolaşıyor etrafta, o hali gerçekten komik oluyor.





Jack, annemlerle seyahate çıkıyor. Akçakoca’ya, İzmit’e ve İzmir’e gitti.  Ama diğer kargalar gibi uçarak değil arabayla... Otobüs yolculuğu bile yaptı. Sanırım biletle seyahat eden ilk kargadır kendisi.

Jack konuştuklarımızı anlıyor ve tepki veriyor. Eğer size kızgınsa yada istemediği bir şey söylüyorsanız (örneğin “kara karga” gibi) "sus" diye bağırıyor.

Duygu, sus, güzel, gel, eşek… gibi kelimeleri söylüyor.  Annem ve babam dediklerini anlıyorlar,  ben birkaç tanesini anlıyorum ancak.

Babam kanarya sever gibi seviyor Jack’i. Tabi Jack bir kanarya olmadığı için zaman zaman ufak çapta yaralanabiliyor. Ben sadece ağzında bir şey tutuyorsa sevebiliyorum Jack’i. O da beni görünce ağzına bir şey alıyor ve kafesini tık tıklıyor…





Sevdiklerini görünce kanat çırpıyor ve güzel diye bağırıyor, sevmediği birisi gelirse tırnaklarını gagalamaya başlıyor.

Jack, her şeyi yemiyor. Sevdiği şeyleri verirseniz hemen alıyor, eğer bilmediği bir şeyse tadına bakıyor, sevmezse kafesinin içine atıyor. İkinciyi almıyor, siz illa da verirseniz alıyor ve size çaktırmadan atıyor. En sevdiği şey antep fıstığı. :) Ona hiç hayır diyemiyor.

Sevdiği şeylerden biri de kafesini süslemek. Peçeteleri yırtıp kafesine süs yapıyor. Tabii onun dilinde başka anlamı olabilir ama bizim taraftan böyle görünüyor…

Dışarıdan kuşlar geçerken “gel gel” diye sesleniyor. O zaman çok üzülüyorum. Geçenlerde 2 güvercin gelmiş Jack'in kafesinin olduğu cama. Birbirlerine bakıyorlardı ...

Ben Jack’in en başından beri evde olmasına karşı çıktım aslında. Bu onu sevmediğimden değil karga gibi doğaya ait bir kuşun eve hapsolması ile ilgiliydi. Bizimkilerde ağaçtan düşen Jack’i büyüdüğünde çoktan bağlanmışlardı, ayrılamadılar.  Zaten belli bir süreden sonra da dışarıya çıkması kendisi için tehlikeli olacağından bırakmayı düşünmediler…

Jack’ten sonra karga sevgisi ailemin diğer üyelerine de sıçradı. Şu anda anneannemler de 2 tane karga besliyorlar.

Biz çocukken de pek çok değişik hayvanımız olmuştu aslında ama iyileştiklerinde hep bıraktık onları.


Kırlangıç, tavşan, kara kaplumbağası, su kaplumbağası, balıklar, köpeğimiz Michael'i ayrı tutuyorum. O uzun zaman bizimle birlikteydi, daha sonra İzmir'e taşındığımız sırada bahçesi olan birine bırakmıştık onu içimiz sızlayarak...



Yukarıdaki pastayı eklediğimde karga pastadan daha çık ilgi çekti. Bunun üzerine ben de Jack'i sizlerle paylaşmaya karar verdim. Yazdıklarım benim aklıma gelenler, Jack'in daha birçok anısı var tabii. Aslında babam sitesinde Jack için bir bölüm yaptı ama henüz içini doldurmadı. http://www.alidedem.com da en kısa zamanda Jack'in anılarını ve videolarını görmeyi umuyoruz...

2 yorum:

Uyuşuk Hayalperest dedi ki...

Kargaların ışıltılı, parlak şeylere ilgisi olduğunu duymuştum. Doğru mu?
Evde bir karga. İlginç gerçekten.
Bizde de tam 4 tane muhabbet kuşu var. Yem yetiştiremiyoruz. Ama öyle evde dolaşmıyorlar. Çok olunca ilgiyi paylaştırmakda zor oluyor tabi.
Kargalar uzun ömürlü olurlarmış. 100 falan galiba.

nesli dedi ki...

Merhaba Uyuşuk Hayalperest,

Jack'in özelliklerini kargalar için ne kadar genelleyebiliriz bilmiyorum ama evet renkli, parlak şeyleri seviyor ama aynı zamanda korkabiliyorda. Neyi seveceğini neyden korkacağını anlamak zor olabiliyor :)

Kargaların türlerine göre yaşam sürelerinin değiştiğini okumuştum bir yerde, eğer Jack'in ömrü 100 sene ise önünde uzuuun yıllar var:) Henüz 8 yaşında çünkü.