NESLİ'NİN KONULARI

18 Mayıs 2010 Salı

Bozcaada

Eveet sonunda yaz geliyor. Havalar iyice ısındı, tatil planları da başladı. Şimdiden Bozcaada'dan yerimizi ayırttık. İlk kez 2007 yazında gittiğimiz Bozcaada'dan bir daha vazgeçemedik, her yaz 1 haftamızı Bozcaada'ya ayırıyoruz. 1 haftanın sonunda da adada daha fazla kalabilmenin yollarını arıyor, adaya yerleşme hayalleri kuruyoruz, sonra arabamıza binip eşimle birbirimize "seneye yine gelelim ama daha fazla kalalım", diyerek adadan ayrılıyoruz...

Bozcaada'nın havası, denizi, kumu, güneşi herşeyi çok güzel... Adaya ayak bastığınız andan itibaren şehir hayatının karmaşasından, koşuşturmacasından arınıyorsunuz. Saniyelerin, dakikaların peşinden koştuğunuz zaman sizin için vakitlerden ibaret yalnızca adada, kahvaltı vakti, deniz vakti, kahve vakti, yemek vakti, adada gezme vakti, Demir için dondurma vakti... Saati kolunuzdan çıkarın, kendinizi adaya bırakın.

Benim için tatil Bozcaada. Bütün kışın yorgunluğunu, kasvetini orada bırakıyorum, orada huzur buluyorum. Adayı gezmeye gelen bir turist değil, adanın bir parçası olmak istiyorum. Adalı insanları izliyorum, yüzlerindeki huzura, telaşsız tavırlarına, sabahtan akşama kadar süren sohbetlerine özeniyorum.

Biz konaklama için bağ evlerini tercih ediyoruz. Adanın daha çok iç taraflarında bulunan bağ evleri, taş bloklardan oluşuyor. Rüzgar alan bir yerdeyseniz yazın en sıcak günlerinde bile klima gerekmiyor. Üzüm bağlarının içinde, meyve ağaçlarının arasında muhteşem bir tatil yapıyorsunuz. Biz bu sene de geçen sene kaldığımız Bağbadem'de yer ayırttık. İkinci sene burayı tercih etmemizin ilk sebebi ise, muhteşem kahvaltıları... Herşey dahil otellerden kilo almadan çıkan bizler, adadan kaç kilo alarak ayrıldık bu kahvaltılar yüzünden.

İstanbul'dan kaçan ve adaya yerleşen genç çiftin işlettiği mekanda kalırken sizin hayallerinizi gerçekleştirmiş birilerini görmenin hem kıskançlığını hem de özentisini yaşıyorsunuz. Ve onların bunu başarmış olması aslında hayallerinizin çok da boş olmayabileceğini size gösteriyor.Hayallere devam ...

Bozcaada'ya bizi bağlayan bir başka yerde Koreli'nin Yeri. Ayazma plajının orada yer alan ve gün boyu birşeyler atıştırabileceğiniz bu restaurant adaya uygun bir mekan. Yemekleri kadar güleryüzlü ve samimi personeli bizim her öğlen hatta bazen akşam yemekleri için bile burayı tercih etmemizin sebebi. Demir'in bitmek bilmeyen sorularına cevap verecek kadar sabırlı olmaları da bir başka neden. Restaurantın sahibi Kurtuluş abi ve eşi Birgül abla çok iyi işletmeciler. 3 senedir aynı personelle aynı lezzetli yemekleri sunuyorlar size. Bizim favorimiz ızgara köfte ve zeytinyağlılar... Demir'in favori yemeği ise mantı. Yemeklerinden daha güzel olan ise sanki restauranta değilde Kurtuluş abi ve Birgül ablanın evine misafirliğe gitmişsiniz gibi hissetmeniz. Yıllardır dost olan insanlar masadan masaya birbirlerine laf atarken, Demir gibi sohbeti seven bir çocuğunuz varsa zaman içinde siz de karışıyorsunuz sohbetlerine. İstanbul'da artık kalmayan bu sıcak ortamlara 1 haftalığına da olsa biz de dahil oluyoruz. Adadan ayrılırken tek tek vedalaşıyoruz personelle, seneye bir daha görüşmek üzere....

Deniz için gidiyorsanız Bozcaada'nın en güzel mevsimi temmuz. Deniz suyu sıcaklığı çok düşük olduğundan havanın mümkün olduğu kadar sıcak olması denize girebilme şansınızı arttırır. İlk günlerde biraz zorlanıyorsunuz ama daha sonra alışıyorsunuz buz gibi bir suya girmeye. Ben soğuk denizi sevdiğim halde zaman zaman zorlanıyorum. Ama deniz o kadar berrak ve güzel görünüyor ki bu durumdan şikayet edemiyorsunuz.Biz Ayazma halk plajına gidiyoruz kaldığımız sürece ama adanın birçok koyu var. Özellikle araba ile geldiyseniz her yerde denize girebilirsiniz.

Daha bitmedi, Çınaraltı'nda içilen sakızlı Türk Kahvesi, nefis patlıcanlı böreği, taze deniz ürünleri, ıssız koyları, deniz feneri, rüzgar gülleri, üzüm bağları, domates reçeli ve daha birçok şey beni adaya bağlıyor, henüz görmediyseniz mutlaka görün sizi de bağlayacaktır...





3 yorum:

rami dedi ki...

Çok güzel bir gezi-inceleme yazısı olmuş, kalemine sağlık...
Konu mankenin bu kadar sevimli olunca yazdığın herşeyin de öyle olacağı kesin:-)

özlem dedi ki...

Neslihancığım, güzel yazınla duygularıma tercüman olmuşsun. Geçen sene Bozcadaya gidince ben de hayran kaldım. Benim ilk gidişimdi. Bağbadem'de boş yer yoktu ama bizim kaldığımız yer de çok güzeldi. Bağbadem'de kahvaltı yapılan büyük masayı görünce kahvaltının çok keyifli geçeceği belli oluyor. Herhalde, Bozcadaya bir defa giden devamlı gitmek istiyor. Aslında, sizin yaptığınız gibi her yaz bir haftayı Bozcadaya ayırmak lazım. Sevgiler... Özlem

Oguzhan dedi ki...

Neslihan, yazıyı okurken adete Bozcaada'ya gittim; Ayazma'da denize girdim; Ege'nin ürperten rüzgarını yüzümde hissettim...

Bozcaada güzel ama yazınızda çok güzel olmuş gerçekten...:)